Demircili Tarihi

Demircili Tanıtımı

İlçenin kuzey-doğusunda,ilçe merkezine 31 km. mesafede yer alan Demircili Köyü‘nde, hane sayısı 400, nüfus 2.391 kadardır. Ancak, gurbette olanların yazın yoğun bir şekilde gelmesiyle bu nüfus, 3000′ nin üzerine çıkmaktadır..
Demircili Köyü iyi analiz edildiğinde Reşadiye‘nin diğer köyleriyle kıyaslanmayacak çeşitli özellikler gösterir. Sosyal,kültürel ve ekonomik alanda seyreden bu farklılıklar, Demircili‘ye girdiğinizde hemen gözünüze çarpar.

Evlerin fiziki görünümü ve iç yapısı, kadın ve erkeklerin giysileri,insanların konuşma biçimleri bu farklılıkların temelini oluşturur. Evlerin içine girdiğinizde görebileceğiniz ilk şey,tertip ve temizliktir. Evlerin çoğu tipik Karadeniz evidir. Yine,giyim ve kuşam,Karadeniz insanının giyim ve kuşamından pek farklı değildir. Zaten uzun yıllardır özellikle Çarşamba ve Terme’ye yerleşip, orada arazi sahibi olan Demircili‘ler geniş sürülerini de buralarda kışlatarak,yazın köylerine dönerlerdi. Bu gelenek bugün de böyle devam etmektedir.

Demircili Köyü‘nün en önemli özelliklerinden birisi, kökeni eskiye kadar da yanan göç olgusudur. Eskiden sadece Çarşamba ve Terme ile sınırlı olan,ancak yazın yeniden köye dönme biçiminde gerçekleşen göç olgusu, şimdi İstanbul’a ve yurt dışına odaklaşarak yeni bir biçim almıştır.

Rahmetli Ali Rıza Atasoy’un Reşadiye kitabında Timürcülü olarak adı geçen köyün tarihi ile ilgili şu söylenti vardır: Köy bundan 600 yıl önce kurulmuştur. Köyün ilk kurulduğu yer,sık ve balta girmemiş ormanlarla kaplıdır. Karamanlar adıyla tanınan bir kabile,bu ormanın içindeki su kaynağının başına yerleşmiştir. Bu kabile demircilikle uğraştığı için yerleştikleri yerin adına Demircili denilmiştir.

Köyün en önemli gelir kaynağı kuşkusuz hayvancılıktır. Gerek coğrafi yapısı,gerek iklimi,gerekse geniş otlaklarıyla hayvancılık yönünden ideal köylerden birisidir. Küçükbaş hayvan 5000, büyükbaş hayvan 1000 civarındadır.

Köyün deniz seviyesinden 1500 mt. yükseklikte olması, tarımı olumsuz yönde etkilemektedir. Ağır kış şartları,kış mevsiminin uzun süreli olması gibi nedenlerden dolayı,ekilebilen ürün miktarı hem azdır, hem de verim istenilen ölçüde değildir. Yalnızca buğday,arpa,fiğ ve patates ekimi yapılan köyde,yıllık üretim,patatesin dışında önemli bir yer tutmamaktadır.

Demircili köyünden söz edilir de Selemen Pazarından söz edilmez mi? Bir”kır pazarı” olan Selemen pazarının tüm rüsûm hakkı Demircili köyüne aittir. Köyün kuzey yönünde kurulan bu pazardan çevre köylerle ilçeler yararlanır. Reşadiye köylerinin olduğu gibi Mesudiye, Gölköy, Koyulhisar köylerinin de ortak pazar yeridir. Bugün bu pazarda her türlü meyveyı, sebzeyi, iğneden ipliğe her şeyi bulabilirsiniz. Son derece renkli,canlı,hareketli bir Cuma pazarı’dır. Demircili Köylülerinin büyük emek ve çaba harcayarak yaptırdıkları camii’de cuma namazınızı kılabilirsiniz. Lezzetli eti,soğuk suyu,tertemiz havasıyla aynı zamanda piknik ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Demircili Köyü Derneğinin katkılarıyla ilk olarak 1998 yılında “Selemen Kır Pazarı Yayla Şenlikleri “ adı altında festival düzenlenmiştir.

Köyde tarihe ışık tutabilecek bir takım yerler vardır. Bunlar önemli bir kaynak ya da belge niteliğinde olmasa da,oluşum itibarıyla çok eskilere dayanmaktadır. Bunlardan en önemlisi Kızıl mağaradır. Demircili köyünün kuzey batısında yeralır. Çalık Tepesinin yamacında Alkutlu(mezarlık) mevkiindedir. Köye yaklaşık 700 mt. uzaklıktadır. Efsaneye göre kral,savaş zamanlarında düşmandan korunmak için burada saklanırmış. Barış zamanlarında da kralın kızı burada gergef işlermiş.

Türbe Çayırı denilen yerde,1500 m² ‘lik bir alanda yalnızca mezarların baş kısımlarının varlığını belirten yassı uzun,sivri,dikili kayalara rastlanmaktadır. Yine bu yere yakın bir yerde taş ve toprak karışımdan oluşan bir yığıntı mevcuttur.

Hasan Dede evliyası karşıdan bakıldığında bir ağaç kümesini andırır.Yakından görünümü farklıdır. Yanına geldiğinizde taşlarla çevrili ve birbirinden farklı üç bölümden ibaret olduğunu fark edebilirsiniz. Birinci bölümde ibadetler yapılır; ikinci bölümde adaklar kesilirmiş. Üçünçü bölüm evliyanın olduğu yermiş; buraya kesinlikle girilmezmiş. Hasan Dede Evliyasının şu andaki durumu harabeden farksızdır.

Yeniköy,Türbe çayırının kuzeyinde yer alır. Bina temelleri ve harman yerleri bile belli olan bu yer,burada daha önce yaşamış bir Rum köyüne aittir. Kuzey-batısında bir kale olduğu söylenirse de,bu gün onu düşündürecek bir iz kalmamıştır.

Köyün kuzeyinden geçen ,Meryem Ana Yolu adıyla bilinen bir yol vardır. Bu yol Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde de anılmakta ve Erzurum’a kadar uzanan bir ticaret yolu olarak kabul edilmektedir.

Otomatik telefonu,şebekeli içme suyu,kanalizasyonu olan köyde,iki derslikli ilk okulda 67 öğrenci öğrenim görmektedir.

Köyden yetişen fakülte ve yüksekokul mezunları şunlardır:

a) Öğretmenler: Kemalettin Özdemir, Necati Daldal, Dursun Mehmet Şahin, Salih Kandoğmuş, Kemal Şahin,

b) Subay: Recep Kandoğmuş,

c) Mühendis: Haci Fikri Çinar.

d) Doktor : Tarkan Özdemir.

e) Öğretim görevlisi : Doç.Dr. Mehmet Özdemir.

f) Hukukcu : Ahmet Taşyürek, Ender Yıldız

Selemen Yaylasi

Osmanlı padişahlarından Yavuz Sultan Selim’in 1516 yılında 50 bin kişilik ordusuyla Çaldıran Seferi’ne giderken konakladığı Selemen’de tarihi an yeniden yaşatıldı. Demircili Belediyesi tarafından  bu yıl 11. si düzenlenen Yavuz Sultan Selim Han’ı Anma Şenlikleri coşkulu geçti.Ordu, Giresun, Sivas ve Tokat’tan gelen binlerce davetli, yemyeşil kır ortamında geçmişi yeniden yaşadı. Cise yağan sisli havada yöresel sanatçıların eşliğinde eğlenen davetliler, ardından Cuma namazı kıldı.

Yavuz Sultan Selim Han’ın ordusuyla konakladığı ve askerlerine Cuma namazı kıldırdığı yerde her Cuma günü bir araya gelen yöre halkı padişaha sevgi ve bağlılığını göstererek yıllarca burada Pazar kurdu. Asırlardır mübadele (değiş-tokuş) usulüyle alış-veriş yapan yöre insanı, Selimi An olarak adlandırdığı yöreyi daha sonra Selemen olarak anmaya başladı.

Yavuz Sultan Selim Han’ın 1516 yılında Çaldıran Seferi’ne giderken ordusuyla 4,5 ay kaldığı yere, her hafta gelen yöre halkı, kurduğu pazarda takas usulü alışveriş yaparak tarihi asırlardır yaşatıyor.

Askerlerinin ve bölge insanının ihtiyaçlarının karşılanmasını amaçlayan Yavuz Sultan Selim Han’ın, ‘Burada bir pazar kurula’ şeklindeki fermanına sadık kalan yöre halkı, o günden beri her cuma günü burada bir araya gelip pazar kuruyor. İlk adı ‘Selim Han’ olan pazar, zamanla ‘Selimi an’ daha sonraları ise ‘Selemen’ olarak değişerek günümüze gelmiş.

KAR YAĞANA KADAR

HER HAFTA CUMA KURULUYOR

Osmanlı ordusunun konakladığı yerde, kar yağana kadar her hafta cuma günü kurulan pazarda bir araya gelen yöre insanı, asırlardır para kullanmadan takas yöntemiyle alış-veriş yapıyor

Powered by WordPress | Download Free WordPress Themes | Thanks to Themes Gallery, Premium Free WordPress Themes and Free Premium WordPress Themes